Archive for Temmuz, 2012

16/07/2012

Küçük Bisiklet Anıları

Görsel

   Hepimizin vardır ya, küçüklük anıları…küçükken oyun oynadıkları yerler büyüyünce sığınak gibi gelir. Bu evin her yerinde sanırım bir oyun anım vardır. Çok küçüktüm, hafızam kopuk kopuk. Benim büyüme çağımda buralara gelmeyişimden ötürü çoğu kişiyi tanımayışım bazen tuhaf hissettirse ve bir özlem hissetsem de bu konuda, belli bir yaşa kadar çocukluğum buralarda geçti, hatta burada bile doğdum sayılabilir!

 Korkularımdan uzak, arka bahçeye doğru baktığımda, çevredeki değişen şeylerin aksine her şey hala eskiydi. Zaman tüneli gibi. Bahçeye, odalara, koridora her yere oyuncaklarımı yayardım. Hafızamdaki kopuk karelerden birini hatırlamamı sağladı bir seferinde bir arkadaşım, çok küçükken kim olduğunu bilmediği bir çocuk tarafından şaka uğruna bisikleti kaçırılan beyaz şapkalı küçük kızdım ben. Yaramaz velet bir tur atıp geri getirecekti herkese yaptığı gibi, ama kız küçüktü ya başladı zırlamaya.

 Şimdi arkamı dönüp baktığımda gördüğüm dedemin tek iğde ağacı, aslında bir sürü sokak boyu gidiyordu. Rüzgarda sallanırdı dalları, hele de sonbahara doğru. Ne ilginçtir ki ağaçların hep bir hikayesi varmış sanki bende. Kesilmek zorunda kalan yaşlı hasta incir ağacı mesela. Çok anlamlıydı benim için.

 O zamanlar yaralı bereli dizleri olan, sürekli düşen bir yaramazdım. Çok zayıftım, sahilde kapkara olurdum bir de. İpe bağlı, kum kalıplarımı taşıyan bir arabam vardı. Bisikletimi araba ya da at gibi görür isim takardım, bir de elime geçen her şeyi konuştururdum. Biliyorum! Biraz fazlaydı hayal gücüm.

 Evet hep dediğim gibi ben büyüyüp de, sokakların, odaların küçüldüğü burası artık anılarımı da almaz oldu. Bu kadar anı dolu bir ev ve şimdi hayal gücü küçülen, bütün gün oyun oynamak yerine “ne yapsak” diye düşünen insanlar haline gelince, kurmaca dünyaları oyunlarımıza sığdıramayınca, koca alanlar küçük gelmeye başladı. Oysa burası hep anlamlı bizim için, dedemin ve anneannemin yemek vakti ellerindeki zili sallayarak bizi çağırdıkları. Bisiklete binmeyi ve yüzmeyi öğrendiğim. Bir bebek olarak ilk yazımı geçirip, yıllar sonra bambaşka duygular paylaştığım, bir kez daha, yeniden burayı tanıdığım, hep özendiğim sahildeki akşam kalabalıklarına katılmak için şimdi geç kaldığım bu yaşta, küçüklük anılarımı düşünüp gülüyorum.

 

10/07/2012

Kitap Üzerinden Notlar

Görsel

  Kitabımı aldığım gibi sahile gittim yine bu akşamüstü… Biraz okudum, biraz not aldım, biraz düşündüm, arada gözyaşlarım karıştı denize. Güneş battı, yine dilekler diledim. Hava kararana kadar kitap okudum. Bu aralar bana tek iyi gelen şey, bana kim olduğumu hatırlatan bu kitaptı. Her zaman olduğu gibi okuyup etkili bir şey hissetmediğini belirten de oldu çevremde. Oysa şunu savunuyordum ve kitapta da şunun gibi bir şey okudum geçen gün “Eğer kullanmayacaksan, bu kitapta okuduğun her şey değersizdir.”

 Beni en çok etkileyen yerlerden birisi Anthony Robbins’ in bu İçindeki Devi Uyandır kitabında bahsettiği değer yargılarımızı bile yeniden organize edebileceğimizdi. Her şeyi organize edebilmemiz edebilmemiz mümkündü. Bilinçaltından da bahsediyordu kitapta. Bir de hayatımızı biçimlendiren güç bölümü çok hoşuma gitti şu an okumakta olduğum.

 Özellikle bazı şeyler var ki, bu kitapta da rastladığım, psikolojide de geçen bir şey; insanların neyi nasıl tanımladıklarının üzerlerindeki etkileriyle ilgili. Bazı sevdiklerimin hayalleri ve gerçekleştirmek için bir türlü adım atamadıkları aklıma geliyor okurken, kim bilir belki bir gün birine hediye ederim bu kitabı.

 Dünkü yazımdan çok farklı değilim belki bugün…tek bildiğim deniz kenarında kumsalla, güneşin batışıyla, denizle bol bol hüzünlerimi paylaştığım. İnsanları severim, insanlar hareketlerimi istedikleri gibi yormak isteseler de, sırf insanlarla konuşmayı sevdiğimdendir, insanları sevdiğimdendiraldırmamam bunlara. Ama beni kırmalarını pek unutamam. İçimde bir uktedir kalan. Yüreğim acıyor. İnsanlara yardım etmeyi severim, ama bazen sevdiklerinize uzanamaz eliniz. İstemezler. Her şeyi boşverin, yüreğim acıyor bugünlerde. Anılarımın yoğun olduğu bu yerde, her bulunduğum kısmında, iki sene önce sanki çocukmuşum da birden büyümüşüm gibi, sanki gençlik heyecanlarını izler gibi anılarımı izliyorum bazen. Yanımda olmasını özlediğim, ama söyleyemediğim insanlara. Burada çocukluk anılarımla özlemlerim arasında gidip geldiğim bu evde. Hayırlısı. İyi geceler sevgili takipçi dostlarım.

%d blogcu bunu beğendi: