Archive for Mayıs, 2012

26/05/2012

İzmir

 Yazdıklarımı takip edenler için güzel bir şarkı paylaşmak istiyorum…İçinde ışıltılar saklayan bir kıza benzettiğim İzmir’i sevenlere, orada sevdikleri olanlara… Bu esnada televizyonda bir diziye takıldı gözlerim. Midilli Adası’nda ve Türkiye’ deki bir aşk hikayesini eş zamanlı anlatıyor. Bir an düşündüm oradaki gibi bir ablam ya da beni kollamaya çalışıp güldüren bir erkek kardeşim olsaydı nasıl olurdu? Tek çocuk olarak büyüyen insanlar iki kardeşi de içinde mi barındırıyor? Elbette değil, ama bir an öyle düşledim. Sanki dertlerimi, sevinçlerimi kendimle paylaşıp irdeler gibi.

Reklamlar
23/05/2012

Bir Ada Masalı

 Ufacık bir adada başladı her şey…yıllar sonra onu bulduğumu düşündüm. O kadar huzurluydu ki, doğru insandı sanırım. Şimdi buna inanamasam da. Çok görkemli, çok masum başladı her şey. Onun dünyasında herkesin zalim olduğunu düşünse de… Ben o kadar masumdum ki karşısında, o kadar çocuk gibiydim ki ve buna rağmen o kadar rahat hissediyordum ki, yıllardır yorgun hissederken birden çocuklar gibi olmuştum ki…sanki her şey doğruydu. Tüm bu görkem sanki onu gösteriyordu. Şark sofrası tarzı masalarda ilk defa buluşmuştuk. Utangaçtık, oysa ben yirmilerimin ortasında, o sonlarındaydı. Ama bu kez daha rahat sohbet etmiştik. Hep oraya gidip Türk kahvesiyle sakızlı kurabiye yer olmuştuk. O bana başta sesi bir değişik gelen adamın türküsünü garip şekilde sevmeye başladığımı hissediyordum. Ve ne zaman çalsa o günler aklıma geliyordu.

 Kumsalda böyle gençlik aşklarını yıllar sonra çoluk çocuklu, artık hiçbirinin hatırlamadığı, belki eski büyük aşkları olan bu insanları görünce bazen bilenlerin aklına gelirdi. Üzerinden ne sular akmış, yeni büyük aşklar gelmişti ki, evlenmişlerdi ve unutmuşlardı çoktan. Ama yazık olmuştu ya belki bir şeylerden, onlar unutsa da bazen bu aşkı hatırlayan kumsaldaki herhangi bir teyze iç çekerdi bir an aklına gelip belki. İşte ben de bir gün bu denli yabancı olacağımızı bilemedim, belki henüz aylar geçmişti, belki hala aynı yaşlarda sayılırdık ama, bir gün bu sahilde iki yabancı olacağımızı o zamanlar düşünemedim. Hoş, her zaman hatırlattı bana güvenmeyerek.

  Şimdi, o zamanlar bu sesi garip gelen adamı dinlediğimde, “böyle bir aşk ancak masallarda yaşanırdı zaten” diyorum. Ya da o şarkıda geçen aşk büyük bir şans. Aslında herkes için doğru bir insanın olduğunu düşünüyorum karşılaşsalar da karşılaşmasalar da, buna inananlardanım. Ama o türkü bizi o kadar iyi anlatıyordu, yer ve zaman o kadar uyuyordu ki. Şimdi bu aşk bitse de, masal gibiydi o zamanlar.

 Bakınca hala masal gibi diyebildiğim o kadar olumsuzluğuna rağmen, ama hala öfkeli olduğum bu aşk onu mutlu hissettirmeye yetmez ne yazık ki şimdi. Çünkü bu aşka yaptıklarının onu gururlandıracağını düşünmüyorum. 

 Masaldan geriye kalan bir kaç şarkı, bakıldığında bir şeyler hissettiren ya da hissettirmeyen fotoğraflar, kırık arkadaşlıklar, yanlış kararlar, doğru ve yanlış adımlar gibi şeyler kaldı hatıra. Yaşadığımız çoğu tecrübeyi, anıyı, yılı geride bırakmış, çocuklar gibi olmuş, yeniden masumlaşmıştık oysa. Sonra yeniden büyüdük, yeniden çirkinleştik dilimizin kemiği olmadıkça.Yoo, hayır büyükler böyle olmaz elbet.

 Gözlerimden akan yaşların petrol gibi kapkara olduğunu hissettim, sanki içimdeki kurumlar akıyordu. Bu şarkı da, bu aşk da gerçek olamayacak kadar güzeldi. Gerçek örnekleri var elbet…ama bizimki bir şekilde, yaşandı ve bitti. Kalbimde bu aşkı taşıyabildiğim için gururluyum sadece. Ama her aşk gibi bitebildiği için, kendime de kızmak üzereyim ki, neden onlar gibi oldum diye, oysa unutabilmek ödülümdü belki de. O kadar kırgınlıktan sonra.


22/05/2012

Titrek Adımlar

 Yoğun bir dönemden geçiyorum…büyüdüğümü görmeye başladığımda çoktan sanki daha çok şey yaşamış bile hissediyordum zaman zaman, oysa ne yaşamıştım? Asıl adımlarımı şimdi atmaya başlamıştım. Bedenim, tecrübelerim gençse bile neden bu kadar yorgun hissediyordum? Böyle olmamalı dedim, elbet geçecek. Bilmediğim bir şeyleri bekliyorum, olması gerekenlere inanıyorum büyük ölçüde. Bu esnada yeni adımlarımı atarken tanıdığım insanları her zamanki gibi severken, hırslarını gördükçe korkuyorum biraz. Ben böyleyim, hırslardan ürküyorum; hırssız insanların bile kimi zaman zararlarını görebiliyoruz. Ben kimi zaman insanları güldürmek uğruna belki de kendimden ödün veriyorum, ama böyleyim dürüst. Umursamıyorum şöyle görüneyim böyle görüneyim tavırlarını. En azından hakkımda yargı yapmadan önce bunu düşünün. Dürüst olmaya çalışıyorum. İnsanın kendine bile itiraf edemedikleri olur malum. Ufak da olsa bir şeyi saklamak istemiyorum bazen, saçmalıyorum belki, belki zararıma ama içim rahat etmiyor. Bazen içtenliğimin içtenliğe dönüşeceğine inanıyorum karşı tarafta. Kendimle yarışıyorum bazen sabretmek için. Bilmediğim bir şeyleri bekliyorum. Kendimi bile kandırıyorum belki. Sanki eminmişim bir şey beklediğime, oysa neyi beklediğimi bilmeden. En azından beklediğim güzelliklerle karşılaşana kadar kandırıp. Aslında görüyorum başarabildiğimi biraz, belki başarabildikçe o güzelliklerle karşılaşma ihtimalim artıyordur kim bilir. Yeni, stresli adımlar…. Aslında anlatacağım o kadar çok şey var ki…Kısmetse bi başka gece.

%d blogcu bunu beğendi: