Archive for Ağustos, 2010

30/08/2010

Gözyaşı

Karanlıktır yüzümün yarısı…

Görmek istediğin orada saklıdır canım…

Mimiksiz zannedersin güneşin aydınlattığı kısmını,

İnanmaktan korkuyorsan ne yapsam yalan gelir.

read more »

13/08/2010

Su 2

(Müzik: Carrighfergus – Celtic Bagpipes – Butona basarak dinleyebilirsiniz.)

Her zamanki gibi…saat 20:00. Ağır adımlarla kumsalı delik deşik ediyorum. İnsanlar kumsalın her yerinde. Aslında değil… sadece volaybol oynayan gençler var. Onların yaşında sayılabilirim. Ama aslında değilim. Bedenim yirmi iki yaşında evet, ya ruhum? Kaç yıldır var ruhum? Şimdi biraz dinlenme vakti. Havlumu bırakıp deniz ayakkabılarımı giyiyorum.

Hani öncekinde bir karadan girip başka karadan çıkmıştım ya sudan, o zamandan beri sanki çok uzun zaman geçmiş gibi. Kendimi sadece burcumdan dolayı değil, gerçekten bir balık gibi hissediyorum. Suya girince ayaklarım iyileşiyor, yüzgeçlerim çıkıyor. Rahatlıyorum. Deniz dümdüz…dalga yok, rüzgar yok, balıkları bilmiyorum. Suyun üzerine uzanıyorum, yufkaya kıvrılır gibi. Bazen salıyorum kendimi suyun bana ne şekil

read more »

09/08/2010

Kurbağa Prense Mektup


(Volkan Konak – Mimoza Çiçeğim)

Sevgili Kermit,

Eğer gerçekten bir yerlerde Susam Sokağı varsa ve sen gerçeksen, umarım bu mektubum sana gider. Buralarda yakın zamanlarda kendisini sen diye tanıtan biri girmeye çalıştı kalbime. Son birkaç yıldır prensimin gerçekten bir kurbağadan dönüşeceğine inanacak kadar yorgundum ki, odamı kurbağalarla doldurmuştum. Yorganımdaki kurbağaya sarılıp uyurken, kurbağa eldivenlerim ellerimi ısıtıyordu. Tek eksikleri konuşamamalarıydı. Ah Kermit, bir giremedin rüyama. Oysa ne güzel olurdu bir gece rüyama girsen ve kırılan umutlarımı bana versen. Biliyorum Kermit sen bile veremezsin bana umutlarımı! Sen nereden bilebilirsin ki doğru olan kim.

Ama olur ya görmüşsündür, duymuşsundur… Bu gece kendi yalanıma kendim inanıyorum sevgili yeşil dostum. Yeşil olmak kolay diyordun değil mi? Hiç de kolay değil bu mektuplara cevap vermen gerekecekse eğer. Kocaman gözler hep hoşuma giderdi ama, hiç tahmin etmemiştim aslında bu sefer kalbime gireceğini. Olur ya hep, sen yolunda yürürken karşına çıkarlar bir şekilde; çelme takarlar, güldürürler, soru sorarlar da dikkatini çekip onların olmanı isterler. Sonra bir bakarsın, “öyle mi yaptım” ayaklarında yollarına devam ederler. Sanki onlar değilmiş hiç, sanki ben gerçekten bir kurbağayı prens sanmışım gibi.

read more »

04/08/2010

İnanmadığın

O kadar sessizmişim ki, plastik şişe bile çok gürültülü düştü. İrkildim. O kadar sivriymiş ki söylediğin sözlerin harfleri, battılar. Batarken acıtmadılar da, zehirleri sonra aktılar. Senin bana o zaman dayanamayacağın gibi, seni karşımda görür kadar dayanamıyorum şimdi.

read more »

%d blogcu bunu beğendi: