Archive for ‘şiir’

10/08/2014

Var Gücüyle

Su düştü halkasını buldu…
Ve halkalar, halkalar içinde.
Bir halka, bir halkaya geçse ebediyetler,
Bir bulut, bir gökyüzüne çarpsa aşıklar çoğalırdı.
Kapıları açılırdı kalelerin,
Dağınık maviler, morlar içinde.
Masallar duyardık en gerçeğinden,
Ampulünü çıkarsam duydan, var gücüyle yanardı karanlıklar.

10/08/2014

Lacivert Rüyalar

Lacivert rüyalar görüyorum…
Her geçişin arkasında siyah bir leke.
Kimliksiz, çalkantılı ve iç içe geçmiş…
Bir anı bir anını tutmayan karışımlar halinde.
Batikli, mürekkepli lacivertler bunlar,
Sussanız, karışırsınız,
Karışsanız bir sonra yine susar.

26/05/2013

KARANLIKTA KARA KEDİ

Küçük kara kediyim ben

Görülmem ya da görülmek istenmem,

Fonda bir müzik var gibidir çiçekler açtığında,

Sana anlatamam ne kadar mutlu olduğumu,

Çiçeklerin kokusunu duyduğumda.

Uzaklara gitmek isterim,

Ben, çiçekler ve deniz kıyısı baş başa olduğumuzda,

Her şey tamam gibidir.

Ya çok mutlu ya da hissizimdir…

Çok derinlerde gezinirim bazen,

Hissedersin ama çoktan gitmişimdir parmak uçlarımda,

Çoğunlukla insan oyunları oynarsın,

Çok geçer, bir gün bakarsın,

Ben hiç dahil olmamışım o oyuna,

Oyunlarla işim yoktur ki benim.

Çok düşündüm yollara girerken,

Anladım ki hiç bitmezmiş yollar,

Bitmemesi gerekirmiş,

Bana kız, gül, eğlen,

Sabırla durdum bildiğim yerde,

İnandığım şeyleri yapmak istedim,

Sonradan yolumu değiştirmem gerekeceğine.

Küçük kara bir kedi olmaktan başka çarem yoktu,

Severdim ki ben kara kedileri,

Sense hep görmek istediğin gibi gördün,

Normal, her insan gibi,

Herkes bir kara kedidir,

Herkesse kara kedileri eleştirir.

Ben hala benim,

Biraz daha büyüdüm,

Ama hala görmediğin çok şeyim var…

Fonda müzik var gibidir çiçekler açtığında,

Duymak için sağduyu gerek,

Çiçekleri bile göremezsin,

Onlar açıp, sen gözünü açmadığında.

Karanlığın içinde bir kara kedi görünmez mi gerçekten?

Işıkta görmek meziyet değildir oysa,

İçime ışık tutamazsın ki.

25/06/2012

Topuklu Ayakkabılar

Sana yazıyorum bu siiri,

Öbür siirlerimden farklı,

Bu kez çok yorgunum yaptıklarını yazmaya,

Sokağa çıkmak üzereyim,

Melankolik,

Ceplerime doldurduğum melankoliler götürüyor zamanı,

Ama benim gözlerimde ceplerimden fazlası var,

Gözlerime bakma,

Korkarsın,

Hiç bitmez söyledikleri,

Sonra doğruyu söylediğim için kızarsın bana,

Bir baskasının elini tutarsın unutmak için,

Üzüldüğümü gördükçe daha da çok kızarsın,

Kim bilir yüzlestiğin için mi acır için?

Aşkı topuklu ayakkabılarıma gizledim ben,

Beni gördüğünde hiç anlamazsın aşık olduğumu,

Oysa ayakkabılarımı çıkardığımda her şey çıkar açığa,

Bu yüzden çok iz bırakırlar geçtiğim sokaklarda,

İnce bir türküdür söyledikleri,

Topuklarımın.

Olmak istemiyorum senin gibi.

Aşkıma sahip çıkmalıyım,

Bu yüzden,

Topuklu ayakkabılarıma gizledim ben,

Bir tek o kumsalda çıkarırım,

Bir tek ay ısığında çıkarlar dısarı.

Severim öyle zamansız gitmeyi kumsala,

Üstümde sıkır sıkır bir elbise,

Bir yemekten dönmüs gibi,

Topuklu ayakkabılarım elimde,

Yakıstırırım kumsala öyle zamansız gitmeyi.

Ay ısığını denizle kutlar gibi,

Severim ayakkabılarım uymadığı için elime alıp,

Çıplak ayaklarla sulara girmeyi.

Aşkımı topuklu ayakkabılarıma gizledim,

Giymesi sancılı,

Bakması keyifli.

21/12/2010

Senin İçin

Seni seveceğim anlardan biriydi sonsuzluk,

Hiç benim olmayan birini benim gibi sarmayı başarabilmişim ben,

Ona en değerli hediyeyi verdiğimi sandığımda,

Onun kabusu olmuş meğer.

Mutluyken yazdıklarım hep cevapsız,

Hüzün bir çığlık gibi insanları birleştirirmiş.

Neden?

Baktığım çerçevede yapayalnızım şimdi,

Yanımdaki sen yoksun içinde.

Senin bana olan tek sevgin korkunmuş meğer.

Belki de sevmeyi öğrenebilmek için sevmişsin beni.

Duvarlar örmüşsün beni görmemek için,

Bense duvarlardan kendimi gösterirsem korkarsın diye çıkmak istememişim.

Oysa öyle hapsolmuşum ki duvarların içinde,

Sevgi bile boğabilir mi bir insanı?

Benim sevgim seni boğmaz korkma,

Ama beni oksijensiz bıraktı kapalı kapılar ardında.

Ben hep sevdim gündüzü, geceyi,

Her anı sevdim,

Şarkılardan dinledim hayatı,

Fazla elimi uzatmadığım için mi mutluydum dışarıya,

Elimi uzattığım an çekip aldılar beni kuytumdan,

Kalakaldım hiç bilmediğim bir ortada.

En son alışmıştım artık yağmur gölgesine,

Islaktı ama en azından gösteriyordu kendini,

Gözlerin beni giydirdi o akşam,

Hiç bilmediğim bir hisle korudu beni sevdiğim yağmurdan bile.

Ben seninle hiç bilmediğin bir şey yaşadım,

Senin bilmediğin bana neler öğretti bir bilsen.

Artık yağmur da küs bana,

Sen de gittin,

Şimdi ıslanmaktan üşüyorum, nankörleştim geçmişime.

Yok ne kadar anlatsam, anlatamıyorum seni,

Ne kadar düşünsem kavrayamıyorum zamanı,

Hangi gün bu gün?

Gerçek olamaz.

Sonucuna ulaşamamış bir vakit kaybı şimdi oldu,

Beklememe izin vermedin, ne güneş, ne karı gördüm,

Bir yağmurdayım, ama öyle ki sonunu hiç bilmeyeceğim,

O yağmurdan çıkıp gitsem de aklımda kalır,

Zihnimde geriye atıp gideceğim seni,

Ve o geride hep yağmur yağacak.

Çünkü ben o günün sonunu hiç görmeden,

Bir başka güne geçmiş olacağım.

Yok ne kadar anlatsam anlatamıyorum seni,

Bu sabaha kadar alır gider bu satırlar,

Ama bitmez tükenmez bir derya içimde yaşlar,

Ne kadar anlatsam anlatamayacağım içimi,

Sana ait resmi bile yasakladılar,

Elleimle sıkı sıkı tutmuşum ellerini,

Tırnak izlerim çıkmış kendi avuçlarımda,

Hani olur ya uyurken sıkınca elini,

Ellerin mi yoktu içinde ondan mı oldu,

Yine de vicdanım kaldırıyor bir bir parmaklarımı,

Acıta acıta içimi ellerimi açıyorlar,

Gözümü açmadan götürmüşler bile seni,

Bana kızıyorlar, hep kızıyorlar,

Kızıyorlar sevdim diye hep,

Kızmayın ne olur,

Sevgimi de almayın elimden.

Öyle arada kaldım ki,

Sevgimle, sevdiğim kişinin isteği arasında.

Sevmek bile suç şimdi,

Senin için iyilik yapmam gerek,

Seni bitirmem gerek içimde.

Çünkü sevmek bile suç şimdi.


16/12/2010

Biraz Önce, Biraz Şimdi, Biraz Sonra

( Aynı anda dinlemeniz için radyo önerisi: http://www.sky.fm/play/guitar )

Sevmek istiyorum seni biraz,

Önce sevdim,

Sevdikçe korktum, sevdikçe sen de korktun,

Ama sevmeye devam ettim ve,

Seni biraz daha sevdim şimdi tekrar,

Biraz da sonra sevmiş olacağım,

Her seferinde biraz daha,

“Şimdi”,  “önce” olacak sonra,

“Sonra” olacak “şimdi”,

Ben hep sevmiş, seviyor ve sevecek,

Sevmenin zamanlarında çekiyorum seni.

read more »

30/08/2010

Gözyaşı

Karanlıktır yüzümün yarısı…

Görmek istediğin orada saklıdır canım…

Mimiksiz zannedersin güneşin aydınlattığı kısmını,

İnanmaktan korkuyorsan ne yapsam yalan gelir.

read more »

25/07/2010

Öyle Güvenilir

Bazen öyle paranoyaklaşmak var ki,

Sıkıca sarıldığın bir huzur içinde eridiğinde…

Yokluğu olur gözlerinde tek görünen,

Sözlerinde olur bir beden,

Güçlü ve iradeli,

Kuvvetli ve asil,

Oysa içi öyle boştur ki ruhen. 

read more »

15/12/2009

Işıklar

Müzik: Vanessa Carlton – Greensleeves

Biz nasıl bir insanız ki?
Biz nasıl bir insanız ki…
Böyle usul usul göz yaşlarını akıtan,
Biliyor musunuz ki haykıranlardan daha dolu…
Bir nasıl bir insanız ki,
Sessiz çığlıklara adını yazmaktan gurur duyan.

Karalayın beni…
Hadi ne olur karalayın beni.
Hadi deyin ki bunalımdasın,
Hadi deyin ki yazdıkların sıkıntılı….
Hadi karalayın ki ben de karışayım geceye,
Bir damla siyah mürekkeple…
Ağlamadan.

Biz nasıl bir insanız ki…
Bir tek kelime etmekten aciz.
Göz yaşlarından habersiz,
Tek kelime etmeden gülmeye açık.

Biz böyle ruhsuz,
Böyle sert görünüp, böyle kolay şekil değiştiren..
Biz böyle miyiz?

Bağırsam…
Bağırsam sana…
Ağlarken gülmeye başlasam sessizce,
Göz yaşlarım gülmeyi de tatsa.

Bana hiç bir şey öğretme,
Hiç gerek yok ucunda acı çekerken,
Ben o yolda uçuşan yaprakları hala hatırlarken,
En anlamlı olan da o yapraklarken.
Dokunma bana…
Dokunmayın…
Ne olur dokunma.

En çok da sözlerindi zaten dokunan,
Tek kelimeye binlerce sığdıran sözlerin.
Hiç ağzını açmasan belki daha çok beklerdim…
Ne istiyorsun şiirlerimden?
Dalga geçmeye mi bakıyorsun cümlelerime,
O kadar noktalıyorum,
Sana kapılarını açmasınlar diye…
Ne istiyorsun görmek mi?
Al gör, görebilecek misin ki?
Al gör, kırmadan gidebilecek misin ki?
Ne istiyorsun, şiirlerimden?
Bakıp da beni daha da üzmek mi…
Ne istiyorsun benden…
Ne istiyorsun kalemimden…
Ne istiyorsun göz yaşlarımdan…
Dön arkanı da bari sıkıntılarım özgür olsun.
Dön arkanı da kendime kalsın bir şeylerim bari.

Ne kadar çok isterdim güzel bir filmde olmak,
Bu çocukluk şarkımda,
Işıkların ince ince sızdığı bir kırda,
Hayali geçen çocukluk yaşıma bakınca,
Bugün çok uzak geliyor kendimden.

Halbuki hayatımın en güzel ışıklarıydı onlar…
Alsancak’ ta, Gündoğdu’ ya uzanan sokakta,
Çocukken hep tutturduğum bir çok akşam…
Ve hiçbir insanın İstiklal Caddesi’ nden göremeyeceği yıldızlar kadar çekinik,
Ya da o caddede, sadece çocuklara gözükecek kadar masalsı ışıklardı onlar.

Dokunmadın, seslenmedin kaçtın,
Dokunmadan seslenmeden git şimdi de.

Armoni

12/12/2009

Aynıyız

Müzik(enstrümantal): İncesaz – Ebruli

yaşamaya çalışıyoruz..
her gün hepimiz okula, işe gidiyor,
her gece hepimiz evimize dönüyoruz…
varsa…
aslında hiç farklı değiliz…
çoğumuzun anne yemekleri var…
çoğumuzun babaanne kurabiyeleri,
içtiğimiz bitki çayları benzer
ve kazaklarımızın kimisi teyze örgüsü.

hiçbirimiz farklı değiliz ki…
ne kadar farklı görünsek de dışarıda,
evde hepimiz aynı değil miyiz?

ben o aynılığı özledim biliyor musunuz?
ne varsa o aynılıkta var.
samimiyetle çağırılan sofralardaki,
birbirine uymayan çatal bıçaklarda var.

sonra sokaklardaki ikili fotoğraflar var,
bugün bana doğru yürüyorlardı okuldan gelirken.
her ikili bir fotoğraftı.
aslında her bakış bir kare.
hepimiz bir yerlerinden tutunuyorduk hayata…
ne kadar benzemez görünsek de,
ve hatta benzemesek de,
amacımız hemen hemen aynıydı.

ben küçükken, dedemle
denize atardık kötülüklerimi
yaramazlıklarımı.
ama ne oldu bilmiyorum…
öyle duygusaldım ki küçüklüğümden beri,
bugün okuldan dönerken çok bitkin hissettim.
mimik yapacak gücüm bile kalmamıştı…
yürürken ve otobüsle yürürken hep bu dizeleri düşündüm,
biz çok aynıydık ama neden bu kadar kırılgan,
bu aynılıklar çarpışınca ya sertlikten kırılırdı,
ya yumuşaklıktan göçer…
öyle aynıydık ki…
ben bugün bir adım geri attım,
içime çekildim hiç olmaması gerekirken.
duyguların suçuydu bazen,
duygular masum gözükse de,
kötülükler duyguların suçuydu bazen,
sonra avucumuzu kapatmak bize düşerdi,
çıkmasın diye kötülükler dışarı.
dişimizi sıkamazsak, ne anlamı kalırdı irademizin belki de,
kötülükle iyiliği ayırt ettikten sonra.

öyle aynıydık ki,
birbirimizi hiç anlamaz hep kendimize bakardık
kimi çoktu, kimi az
ama hepimiz aynıydık…
yaşamaya çalışmayı geçip de,
biraz keyfe gelince
birbirimizi kırardık.
olmaz mıydı kırmadan?
olurdu.
hayatın siyah beyaz olduğunu düşündüğüm kadar,
renklerin gri tonları olduğuna inandığım,
ve her insanın gözlerinin renksiz olduğuna,
bakışlarının güçlülüğüne baktığım kadar,
nedense ben hep böyle baktım,
olduğu gibi.

olguları beni aşınca,
işte ben bugün
sessizce içime çekildim,
kimse farketmeden sıkıntımı atmak için,
bir adım geri attım.

kendime gelince yazmak istedim…
yaşamaya çalışıyoruz hepimiz,
biri geçmek isteyince yol vermeli,
önünü tıkayıp üzmek gereksiz,
hepimiz aynıyız,
bunu bir kez daha anlatmak istedim.

Armoni 20.10.09

12/12/2009

Yakın Uzaktır

Müzik(enstrümantal): T. Albinoni – Adagio in G-moll – Tadeusz Machalski

belki de…
açık sözlü olmaya başladığımdan beri…
belki de bu yüzden insanlarla yakın değildim o kadar.
oysa ben isteyerek seçmiştim böyle olmayı,
hala da isteyerek böyle oluyorum.
gün be gün,
her gün açık sözlü olabilmek istemiştim.
hep son raddede anlar ya insan,
merak ederdim elimdeki hayat çizgisi niye ikiye ayrılıyor diye…
yoksa hayatımın rotasını değiştirişim miydi.
böyle sanki o klasik ama elektronik damarları olan şarkıda,
bir kadehin içinde boğulur gibi dansediyordum.
bir gün tak etmişti ve söylemiştim,
söylemiştim bana ne olduğunu.
sonra hep söyledim…
o kadar çok söyledim ki!
ama asıl gerekli olanları söylemiyordum belki de.
ben miydim çelişkili,
başkaları mı?
öyle bıkkın, öyle yorgun, öyle usanmış,
ve sanki anlattıkça nefesim kısalıyordu…
camda bıraktığı buhar izi değildi ki nefes,
nefes içime çekebildiğimdi.
ama inan artık aldırmıyorum,
belki sen üzücü sanıyorsun ama üzücü değil bu,
ben sadece çizgilerimi çiziyorum,
bence çizememek daha üzücü.
oysa ben o gün yastığıma başımı yumduğumda,
çoktan vazgeçmiştim bu yeni hayalden,
sen rüzgarı hissetmek için gaza basmak isterdin,
rüzgar için iskele bana yeterdi,
hatta gözümü kapatıp hayal etmek.
ama yakın olan oluyor…
benim aradığım da bu,
o kadar insanın içinde,
hala uğraşıp beni tanımaya çalışanlardı…
uzak yakındı…
yakınsa hep uzak.

01.11.2009

%d blogcu bunu beğendi: