İkinci Kattaki Pencere

İyi ya da kötü hayat sürpriz yapıyor bazen. Bu aralar tam bir iyi bir de kötü haberim var diyenlerdenim. Ama iyi ne kadar iyi, kötü ne kadar kötü o tartışılır. Yani aslında pek de kötü değil. Tatile çıkmama izin verdi hayat. İş, okul vs. derken bir anda bomboş bir sayfa açtım ve kendimi İzmir yollarına atmak üzereyim.

 Bir yandan güven sorgulaması yaptım, sorumluluk arttıkça insanlar da zorlaşıyor elbet. Büyümeyi çok isteriz ama dertlerin de büyüdüğünü unuturuz. İnsanız, hatalarımız var elbet, bazen hatalarla anlarız doğruları. Hata yapmak gerekmez elbet,hatta yapmadan anlamak daha iyi belki, ama bazen anlamayız işte. Ben özellikle hayatımı sakinleştirip, kendi kendime düşünmeyi öğrendim bu dönem. Eskiden çok yaptığım ama uzun zamandır unuttuğum bir şeydi kendimle kalmak. Kalbimdeki yerini bir kez daha pembeye boyadığım kişi…

 Gerçekten de kötü dediğimiz bir şeyi kötü gösteren yanındaki iyilikler değil midir? Yani iyilikler her zaman çevrede bir yerlerde yok mudur? Bu tatil de bana kafamı dinleme, dinlenme ve düşünme vb. şeyler için bir fırsat. Belki de tatil sandığım, henüz haberini almadığım yeni bir başlangıç.

 Ne zaman uzaktan seslenişler, oynayan çocuk sesleri duysam, buna dalga sesleri de eklenirse aklıma annemlerin o evde ikinci kattaki odasının açık penceresinden duyulan sahil cıvıltısı gelir. Acayip bir huzurdur o bana. Öğle uykusunu hiç sevmediğim zamanların, küçüklüğümün bir anısıdır. Yıllar geçse de hep aynıdır. Ne mutlu ki… Şimdi sahilde belki aynı insanlar kalmasa da, sokağa çıktığımda çocukluğumu bulamasam ikinci katta o pencerenin yanına oturduğumda hep o sesler gelir. Duvarda hala annemin üniversite yıllarında çalıştığı çizimler, tavanda sepetten avize, hafif kararmış aynalar, eski beyaz boyalı dolaplar. Hepsi başkadır. Eski mimarisinin yapısı gereği sanırım, kimi zaman çok sıcak olan bu odalar, anılarla kalbimi fethetmiştir.

 Yıllar sonra büyük aşkımla o sahilde tanışınca, ikimiz de bundan çok etkilenmiştik. Ama benim penceremin içindeki bu anıları bilmiyordu. O pencerenin yan tarafındaki çocukluk yatağımı, üzerinde sevimli yaratıklar olan yastık kılıfımın her seferinde hikayesini sorduğumu, ya da öğlen uykularını sevmediğimden yastığımın altına bir parça çikolata koyduklarını bilmiyordu. Küçükkenden belliydi, uyumayı sevmezdim, ya da her şeyde bir hikaye arardım.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: