Bir Ada Masalı

 Ufacık bir adada başladı her şey…yıllar sonra onu bulduğumu düşündüm. O kadar huzurluydu ki, doğru insandı sanırım. Şimdi buna inanamasam da. Çok görkemli, çok masum başladı her şey. Onun dünyasında herkesin zalim olduğunu düşünse de… Ben o kadar masumdum ki karşısında, o kadar çocuk gibiydim ki ve buna rağmen o kadar rahat hissediyordum ki, yıllardır yorgun hissederken birden çocuklar gibi olmuştum ki…sanki her şey doğruydu. Tüm bu görkem sanki onu gösteriyordu. Şark sofrası tarzı masalarda ilk defa buluşmuştuk. Utangaçtık, oysa ben yirmilerimin ortasında, o sonlarındaydı. Ama bu kez daha rahat sohbet etmiştik. Hep oraya gidip Türk kahvesiyle sakızlı kurabiye yer olmuştuk. O bana başta sesi bir değişik gelen adamın türküsünü garip şekilde sevmeye başladığımı hissediyordum. Ve ne zaman çalsa o günler aklıma geliyordu.

 Kumsalda böyle gençlik aşklarını yıllar sonra çoluk çocuklu, artık hiçbirinin hatırlamadığı, belki eski büyük aşkları olan bu insanları görünce bazen bilenlerin aklına gelirdi. Üzerinden ne sular akmış, yeni büyük aşklar gelmişti ki, evlenmişlerdi ve unutmuşlardı çoktan. Ama yazık olmuştu ya belki bir şeylerden, onlar unutsa da bazen bu aşkı hatırlayan kumsaldaki herhangi bir teyze iç çekerdi bir an aklına gelip belki. İşte ben de bir gün bu denli yabancı olacağımızı bilemedim, belki henüz aylar geçmişti, belki hala aynı yaşlarda sayılırdık ama, bir gün bu sahilde iki yabancı olacağımızı o zamanlar düşünemedim. Hoş, her zaman hatırlattı bana güvenmeyerek.

  Şimdi, o zamanlar bu sesi garip gelen adamı dinlediğimde, “böyle bir aşk ancak masallarda yaşanırdı zaten” diyorum. Ya da o şarkıda geçen aşk büyük bir şans. Aslında herkes için doğru bir insanın olduğunu düşünüyorum karşılaşsalar da karşılaşmasalar da, buna inananlardanım. Ama o türkü bizi o kadar iyi anlatıyordu, yer ve zaman o kadar uyuyordu ki. Şimdi bu aşk bitse de, masal gibiydi o zamanlar.

 Bakınca hala masal gibi diyebildiğim o kadar olumsuzluğuna rağmen, ama hala öfkeli olduğum bu aşk onu mutlu hissettirmeye yetmez ne yazık ki şimdi. Çünkü bu aşka yaptıklarının onu gururlandıracağını düşünmüyorum. 

 Masaldan geriye kalan bir kaç şarkı, bakıldığında bir şeyler hissettiren ya da hissettirmeyen fotoğraflar, kırık arkadaşlıklar, yanlış kararlar, doğru ve yanlış adımlar gibi şeyler kaldı hatıra. Yaşadığımız çoğu tecrübeyi, anıyı, yılı geride bırakmış, çocuklar gibi olmuş, yeniden masumlaşmıştık oysa. Sonra yeniden büyüdük, yeniden çirkinleştik dilimizin kemiği olmadıkça.Yoo, hayır büyükler böyle olmaz elbet.

 Gözlerimden akan yaşların petrol gibi kapkara olduğunu hissettim, sanki içimdeki kurumlar akıyordu. Bu şarkı da, bu aşk da gerçek olamayacak kadar güzeldi. Gerçek örnekleri var elbet…ama bizimki bir şekilde, yaşandı ve bitti. Kalbimde bu aşkı taşıyabildiğim için gururluyum sadece. Ama her aşk gibi bitebildiği için, kendime de kızmak üzereyim ki, neden onlar gibi oldum diye, oysa unutabilmek ödülümdü belki de. O kadar kırgınlıktan sonra.


Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: