Sessizlik Lütfen


Greenday – Are We The Waiting

Son bir, bir buçuk aydır bu şarkıyı dinliyorum yolda yürürken. Hep bu müzikle düşündüm yani bir çok düşüncemi. Özellikle okuldan dönerken, ya da geçen sabah spora gittiğimde ve bugün Alsancak’ tan dönerken. Şimdi yine dinliyorum yazı yazarken. Siz de dinleyin, belki nasıl yazdığımı daha çokarmoni hayal edebilirsiniz.

Aslında önemli olan nasıl yazdığım değil. Ben de herkes gibi yazıyorum, herkes gibi yürüyor, herkes gibi oturuyorum evde belki de. Yani herkesin nasıl yürürken düşüncelere daldığından hiç farkı yok dalışımın. Belki biraz var, düşüncelerim kadar. O da bir başka yazı konusu. Yalnız kalmaktan, zihnimin bana kabus senaryoları kurmasından dolayı korktuğum zamandan alıntı. Eskiden bilgisayar başında insanların sanal olduğu için saçma sandığı muhabbetleri, konuşmak için, tekrar konuşmaya bile konsantre olabilmek için yaptığım dönemler aslında hala aynı samimiyetle yaptığım sohbetlerle dolu. Ama insanlar hala sanal olduğu için kimin yazdığına bile önem vermeden geçebiliyorlar.

Sanırım gerçekten de, teknolojiyi her ne kadar sevsem de, iletişimimiz bu yüzden kopuyor. Teknoloji ilerledikçe, biraz daha az ciddiye alıyoruz. Sizce bu ciddiye almadan konuşanlar yüzünden mi, yoksa teknoloji aracılığıyla yapılan konuşmaları ciddiye almayanlardan mı kaynaklanıyor?

Benim için internet üzerinde söylediklerimin, kişinin yüzüne söylediklerimden farkı yok oysa ki. Ya benim gibi değil düşünceleri, ya da görmezlikten gelme bahanesi oluyor insanların.

Bu şehir öyle bir şehir ki, aile şehrim dediğim; onu öyle benimsemişim ki, sonra farklı şehirlerde tanıdığım ama canımı yakan insanların bu şehre güle oynaya, ellerini sallayarak gelişleri bile beni, evime girilmişçesine rahatsız ediyor. Bari diyorum burada rahat bırakılsaydım. Bilmiyorum anlatabiliyor muyum o hissi. Sanki tıpkı beni ezip geçtikleri gibi, İzmir’ i de sıradan bir İzmir olarak görüp gidecekmişler gibi geliyor. Sanki İzmir’ i de adım attıkça kirleteceklermiş gibi. Hiç akıllarına bile gelmiyorum muhtemelen. İşte böyledir insanoğlu. Ben ve önem verdiğim insanlar.Bu benim şanssızlığımdır belki, belki de beceriksizliğim.

Çok canımı yaktı kimileri. Akşam pencere kenarına kahvemle oturduğumda, hep bir umut besledim içimde. Hep umut besleyicilerdendim ben küçükkenden beri. Umuttan bile korkuttular beni. Aman o umuda bağlanırsın, aman negatif düşünmeye alış. Küçükken bir oyun gibi gelen küçük sevgilerimiz bile bize büyük gelir oldular şimdi. Kendi sevgimiz kendimize çelme çakıyordu sanki.

Arkadaşlarımıza ne kadar değer verdiğimizi söyleyemez olduk, kendilerini önemseyip bizi görmezlerdi çünkü. Ben hala yapıyordum oysa. Hala aynı umuda inanıyormuşum herhalde. Kalbimizden silerken insanları bugün türlü internet sitelerinde ilişkilerimizi keser olduk. Ben bunu bile hala sanal olmayan hislerimle yapıyordum. Evet, aptalca bir sanal oyuna inanmışım belki de. Sonuçta hissettiğimi dürüstçe gösterdim ben işte. Korkmadım. Kimseye bana alınan hediyeleri gösterme, bana duyulan sevgileri gülerek rencide etme gereği duymadım. Çünkü taahhüt etme gereği duymadım. Gösterilen benim olma olasılığım varsa bile, kendi davranışlarımdan korkmadım.

Duygular konusunda çok hassas ve saf bakmama verebilirsiniz hareketlerimi önemli değil. Yarın utanarak yürümek zorunda değil kimse, en azından o ben değilim. Bana biri sorsaydı anlatırdım kendimi, sormadıysa önyargısının sebebi ben değilim. O yüzden buyrun söyleyeyim , çok üzülüyorum böyle hareketlerle karşılık verilmesine. Üzülmekten ya da üzülüyor görünmekten korkmuyorum. Üzülmenin neden gülmek kadar güzel ya da doğal bir his olduğunu anlayamayan insanları anlamıyorum ben zaten. Ya da gülmekten bu kadar korkan insanların, “çok güldük, ağlamayalım” laflarını anlamıyorum. İkisi de birbirinden farksız düşünce yapıları bence. Hem ağlamaktan, hem gülmekten korkan ya da ağlamaktan da gülmekten de sonunda ağlamak olduğunu düşündüğü için korkan insanları ben anlayamam kusra bakmayın. Gülmenin önemini ben çok iyi anladım. Sonra bana “neden gülüyorsun” diyen insanları yine hiç anlamıyorum. Ama anladığım bir şey var, bazı insanlar en yakın arkadaşlarından bile çekindikleri için bazı şeyleri içlerinde yaşadıklarını itiraf etmeye korkuyorlar.

İşte bu yüzden, doğduğum bu şehrin bana öğrettiklerini, ailemin en başta öğrettiklerini ve sürekli öğretiyor olduklarını her seferinde bir kez daha mutlulukla anıyorum. Ama insanın kendi kendine katmaya uğraşılarını da boş görmemek lazım.  Sanallık düşüncelerden ibarettir sevgili dostlarım. Ben kimsenin düşüncelerini değiştirmek istemem, düşüncelerini doğruluk payına göre değiştiren kendileridir insanların bence. Önemli olan değiştirmek de değil, düşüncelerini paylaşabilen, düşüncelerinden paylaşmaktan korkmayan insanlar görmek isterdim çevremde. Ama düşüncelerini rencide etmek için değil, benimle paylaşmak istedikleri için paylaşan.

Değer verdiklerimin bana değer vermesini isterdim herkes gibi. En çok da ondan yanar içimiz. Bir şey kanıtlamaya çalıştıkça yakarız başkalarını da çoğu zaman. Sadece kendimizi ezip geçmeyiz hem, başkalarını da ezmeye çalışıyor oluruz. İşte o yüzden her akşam pencerenin önüne oturduğumda, günün özetini düşünürüm. Kimi zaman gülerim, kimi zaman üzülür. Ama kötü denilemez her yaşanılan üzüntüye. Ben baştan beri hep bunu savundum. Benim de çok umutlarım kırıldı. Keşke kırılmasaydı… Ama bazen ne yaparsam yapayım, olayların akışına çok uzakta kalıyorum. Her insan gibiyim.

Bazen pencereden bakarken dünyaya çok uzak kalıyorum. İçim bilmediğim bir şekilde çok acıyor bazen. Bazen bir çocuk gibi olmama yetiyor rengarenk kumaşların satıldığı bir çarşıya girmek. Peki neden bu suskunluk? Susturana kadar susmak niye?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: