Bana Yoksulluğun


Okurken dinlemek için müzik önerisi: Maria Toidou – Tha Se Perimeno

Biliyordum bu gülüşler…bu gülüşler bir şeyleri gizlemeye çalışıyordu. Çevremde gülümseyen öğütler… Bu insanlar bana bir şeyler ima etmeye çalışıyorlardı. Bir kez daha sancılarıma yenik düşüyordum. Düşmek zorundaydım, çünkü ben hayatı çizemezdim. Kendi hayatımı çizebilirdim. Ama başkalarını zorlayamazdım.

Bana ne oldu bilmiyorum. Başım çok ağrıyor ama sanki hüzünden gibi. Neden üzülmek suç? Neden üzülmek sıkıcı başkalarına göre… neden bir araya gelip güleriz de ağlamayız ki? Başkasının yanında ağlamak neden bu kadar utandırıyor beni?

Bu müzik neden bu kadar güzel…neden saçmalayası var kelimelerimin. Öyle birbirinden alakasız yan yana gelesi. Sanki devrik olunca cümle daha iyi anlatıyor gibi halimi.

Ufak bir sevinç var içimde… bu gördüğünüz ben değil, içimdeki çocuğun. Küçük bir kızın bale ayakkabılarına ilk kez ayaklarını sokuşu gibi. Kayar gibi, saten gibi… acısa bile sevinç göz yaşları gibi. Sevince ulaşacağını bilse hüzünlerini kırıntı edecek bir güç bulabilir mi bu benlik.? Hiç bilmiyorum. Ben, hep başkalarına soruyorum. Onlar da sıkıldı artık. Görebilyorum. Maalesef bu evi taşıma vakti geldi başka bir mevsime. Artık boşaltma vakti. Son bahar bitti…

Kış geldi. Karlar ne de olsa dondurur hislerimi. Acılarıma basarlar karı buz gibi. Melek gibi. Bembeyaz kapatırlar dünyadaki karalıkları. Dondurur kar göz yaşlarımı bile. Aslında kış, saklanma vakti… artık çok geç, koliliyorum tüm içimdekileri. Ne tanıdık bir his bu… Tanıdık olduğu için azalacağına çoğalıyor etkisi.

Gülümserken, ima ettiğini gizlemeye çalışarak bana söylüyorsun biliyorum. Biliyorum arkadaşım. Tüm teselli cümlelerini, tüm mimik dillerini, tüm el hareketlerini görebiliyor gibiyim. En az acıyı alarak kurtulmamı istediğini biliyorum.  Ben öyle bağımlıyım ki duygulara… Üstelik kurtulmak istediğim yok ki. Ama ama biliyorum… her koliye attığım sonsuzluk içinde bir kara deliğe gidiyor. İstemeye istemeye bırakıyorum duygularımı emanet. Kim bilir bu kez dünyanın hangi ucunda, hangi insanı aşık etmeye gidiyor. Benden geçen bu ok, şimdi kimleri vuruyor. Her koliye attığım, sonsuzluk içinde yok oluyor. Öğütülür gibi. Bir gün yepyeni bir yüzle geri dönüşüm olabilir gibi. Çok farklı biri olarak kapıyı çalabilir gibi. Kim bilir kim yine tekrar tanışacağım bu hisle. Ne olur beni yine kırma olur mu, his? Hissizliğin, bana bıraktığın hissizliğin, yoksulluğun çünkü. Yoksul ediyorsun beni senden. En büyük yoksulluk da bu değil mi? Yoksulsun sen bana, bu his. Bu his, çok geç kalma iyi mi? Gülümserken, rahatlatmak sebebiyle olmasın insanların bu güzel hareketi, gerçekten gülümsedikleri için olsun. Elimi tut ki yine gelip bir gün, o güzel his yine benimle beni bulsun. Gülümsemek gerekmez şimdi. Seviyorum ben göz yaşının yavaşça aktığı o şarap tadındaki ekşiliğini de…üzülmeden onları göz yaşlarımla ıslatıp tazelerken.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: