Alışıldık Sürpriz Duygular

(Müzik: Non Ho l’etàGigliola Cinquetti / Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisinde kullanılan)

Biliyorum benim sıkıntılarım şu an o karton kutuyu yatağı bellemiş ufacık bir kedinin katliamından daha önemli olmazken, bu aklıma geldikçe anlamsız sıkıntılarımı bir yana atarken, sonra kendimle başbaşa kaldığımda ve kendime dair olanlarla yüzleşirken yine sıkıntılarım demlenip buharlaşır gibi midemde yüzüme yüzüme vuruyor. Midem yanıyor, mideme vuruyor. Buharlaşan sıkıntılar daha ağır bir lezzetle damağıma yapışıyor. 

İnsanların anlık çıkardığı burunları birbirine bakan masumane ayakkabıları bazen kendilerini anlatırmış gibi geliyor. Herkesin bir ayakkabı çıkarışı vardır gibi. Olaylardan sıyrılır gibi ayakkabıyı çıkarıp atmak. Ya kendimi tahlil etmek? Ne kadar da zayıf oldum duygularıma…titrek sesle bile konuşmayı kesmeyip sürdürebiliyorum.

Anlamsız yere çok üzülmek, sebepsiz yere aşırı mutlu hissetmek…ya da tek bir noktada huzurlu ve sakin hissetmek. Sebepsiz mutluluklarımı düşünüyorum üzüldüğümde…çok iyi hatırladığım ve nasıl öyle olduğumu anlamaya çalıştığım. Ama anlayamıyorum. İnsanı heyecanlandıran, dinlediği bazı şarkılarda aslında o odada yalnız olmadığını; farklı odalarda binlerce insan olduğunu, evin dışında bir gece yaşandığını ve dönen koskoca bir dünya olduğunu, farkında olmadığı bir sürü insan ve kimse duymasa da o an o müziği dinlediğini, heyecanlandığını anlamasıdır. Küçüklüğümden beri bu şarkılarda böyle hissederim. Ama kokusunu duyabiliyorum yine de, o parçaları dinlediğim zamanlar, hayatımın en anlamsız şeylerine anlam katabilmemdi sebepsiz mutluluklarım.

Şimdi sadece huzurlu hissetmek ve güvenmek istiyorum. Güvenemedikçe bugün, “ne yaptım ben?” diye sordum kendime, yaşadıklarımıznı ceza ya da mükafat için olmadığını, yolumuza çıktığını ya da yolumuzda beklediğini bile bile. Sadece rahatlamak için derin nefes almak gibi, ağlayıp boşaltmak için içimi tekrarladığım bir cümleydi. Hıçkırarak çıkarıyordum içimden anlamsız sıkıntıları. Nefesime karışmasın diye.

Tek bildiğim bu şarkılardı ve anlamama yardımcı olmuşlardı. İstediğim her şey içimdeydi. En azından anahtarları. İstemeyi bilmezsem kapıyı açamaz; istemem gereken ve istediğim  gerçekten o değilse onu gerçekten elde edemezdim. Dolayısıyla bir gün kaybedebilirdim. Bu tür şeyler de okumuştum az biraz. İnanmaya inanırdım.

Fazla üzüldüğümde insanlar şaşırırdı, durduk yerde sürpriz yaptığımda yine şaşırırdı. Aslında sürprizlere o kadar şaşırmaz insanlar da, üzülünce şaşırırlar. Çünkü sürprizler aslında alışılmış şaşırmalardı. Duygular hala normal sayılan ama alışılamayan şeylerdi. Ve tüm bu ayrıntılar, şarkılar, hikayeler vs. duygu arşivleriydi. Ve yıllar sonra açtığımızda tekrar tekrar, nedenlerini görürdük daha çok.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.